43 YIL ÖNCESİ

Hocamız Erol SAYAN her Pazar olduğu gibi Saat 13.00 de Barakamıza geldi ve selamlaşmanın ardından bombayı patlattı.’’ Önümüzdeki Pazar günü Radyo Programına çıkacağız, hazır olun’’ dedi. 

Gerçekten salonda sanki bir bomba patladı. Aradan 43 yıl geçti, ancak Hiroşima’ya denk gibi gelen bu bomba halen içimizi titretir. O kadar ki, Sayın Yusuf Ata ARIAK’ın mailini alana kadar da devam etti. Ve aynı heyecanla oturdum bilgisayarın başına.



Bir yarışma programının ortasında 3 veya 4 şarkılık bir Nihavend yapacaktık. Her zaman kendimizce antrenmanlı olduğumuzdan şarkılar bizi pek heyecanlandırmadı. Bizi heyecanlandıran Radyo havasına girmek, gelmiş geçmiş pek çok ünlünün sahne aldığı, çaldığı, söylediği o mistik denebilecek Radyo Stüdyolarına girmekti. Kimbilir nice eserlerin nağmeleri bu stüdyoların duvarlarında halen yankılanmakta idi. O sihirli havayı teneffüs edecek, hayalimizde o üstadlarla birlikte çalacak, söyleyecektik. Ne heyecan vericiydi…


O Pazar saat 11.00 gibi Sıhhıye’deki Radyoevi’ne gittik. Ben her ne kadar koro çalışmalarında kanun çalıyor idiysem de, Stüdyo’ya çıkacak kadar iyi değildim. Nuhkan ağabeyim kanun çalacak, İlker, Cahit ağabeyler ise ud ve kemanda olacaklardı. Radyoevinden de yanılmıyorsam rahmetli Ekrem VURAL ve İsmail AKDENİZ ve kıymetli Yılmaz PAKALINLAR eşlik edeceklerdi. Sebebini halen bilemediğim bir nedenle Nuhkan ağabey Kanunu ile gelemedi. Hoca da ‘’Hadi bakalım iş sana düştü’’ demez mi…

Beni aldı bir telaş… Ne yapacaktım… O günlerin şartlarında kendi kanunum da yoktu. Ne yapacağız diye telaşla çırpınırken, stüdyoların birinde rahmetli İsmail ŞENÇALAR’ın kanununu buldular. Köşesi eğilmiş, biraz yamulmuş durumdaki koromuzun kanunu ile zor bela sesleri bularak, mandalları yarım yamalak kaldırıp indirerek çalmaya alışmışım. Tellere vurdunmuydu, ses sanki başka bir yerden çıkıyor gibi gelirdi bana. Kaldırıp vurasım gelirdi kanunu. İsmail ŞENÇALAR’ın kanunu ise, bildiğin kanun. Ses basbayağı kanundan çıkıyor. Hatta tellere şöyle uzaktan parmağını göstersen mübarekten nağme olarak dökülüyor. Anlayın artık. İyi de ben nasıl çalacağım bu aleti? Elim ayrı titrer, ayağım ayrı titrer, kanun ise bu kadar titremenin altında inler durur. 

Bir de demesinler mi “Kanun kısa bir taksim yapacak.” Buyur bakalım, al bir telaş daha. Doğru dürüst çalmayı bilmem, taksim benim neyime. İlker Ağabey her zamanki babacanlığı ile durumumu kavradı ve tuttu beni boş bir stüdyoya götürdü. Oturttu beni bir sandalyeye, mikrofon karşımda, duvarda kocaman bir saat. Ayarladık kanunu Nihavende. Önce biraz pest seslerde gezineceğiz, sonra biraz yukarılara çıkacağız sonra tekrar Sol sesine doğru yavaş yavaş ineceğiz, Fa Diyez ile yedenli olarak Nihavend’ de kalacağız, ama gözümüz da karşıdaki saatde olacak. Taksim süresi 30 saniye civarında olmalıymış. Yahu ne zor bir iş… Bir taraftan mandalları takip et, bir taraftan sesleri bul, diğer bir taraftan saati izle, bu arada da Nihavend göster… Kafada ne Nihavend kalıyor ne de Yeden Sesi. El, ayak titremeleri de cabası. Ama bu titremeler iyi oluyormuş. Hani Hoca tambur çalarken sapını sallarmış ya, onun gibi. Sesi dalgalandırmak gerekirmiş gibi bol nasihatle biz taksim yapmayı da bu şekilde öğrendik. Aradan 43 yıl geçti, ama ben gene de taksim yapamam. O tecrübenin ruhumda bıraktığı izlerden olsa gerek.

Neyse, nereden geldiği belli olmayan bir komutla biz sazları yüklendik, doğru yarışmanın yapıldığı Stüdyo’ya… Millet toplanmış, iki tane okul bilgi yarışması yapıyormuş. Şamata, gürültü ve alkış sesleri eşliğinde sahnede yerimizi aldık. Anonslar yapıldı. Biz Nihavend’e girdik, şarkıları çaldık, söyledik. Ton Maister’imizin ve İsmail Şençalar’ın kanunu marifetiyle 30 saniyelik kısa taksimimizi de yaptık. En son olarak da rahmetli Arif Sami TOKER’in Nihavend Şarkısı “Erişti nev bahar eyyamı” diye başlayan şarkısı ile mini konserimizi tamamladık. Aman bir alkış, bir alkış ki sormayın.

Sevgili Yusuf’un önerisi bana bunları yeniden yaşamamı sağladı. Daha sonra ODTÜ Türk Müziği Kulübü olarak bir Radyo programı daha yapılmış. Yusuf da belki bunu hatırlatmak istedi, ama o programda ben yoktum. Benim hatırladığım ilk Radyo Programımız budur. Daha nicelerine diyelim…

 

 

Reşat ÖNAL (ME/70)

HABERDAR OLUN

isim
e-posta

Map

BilerChildrenLeg og SpilAutobranchen