ANILAR... YARINLAR... BAYRAĞIMIZ...

Sayıları bir elin parmaklarından daha az olan ve her biri kendi sazında üstad olan İlker,Cahit,Nuhkan,ve onları bir araya getiren Uğur’ un değerli özverileri ile Kasım 1967’de kurulan topluluğumuz 45.yılına ulaştı.Başlangıçta bir avuç üyesi varken bugün kayıtlı üye sayısı Rıdvan’ın ifadesine göre 370 lere ulaştı.Hep birlikte elele çalışıldı,çok hem de pek çok yol katedildi.



Bu sene Uludağ’ da gerçekleştirilen son 30 Ağustos toplantımızda gözlemlediğim bazı anılar beni eski günlere götürdü. İlk gün genç öğrenci arkadaşlar,bayrağımızı nereye asalım diye kendi aralarında görüşürlerken,konuya müdahil olup bayrağımızı göndere asmalarını önerdim ve öyle de yapıldı.

Son gün ayrılmadan önce gurup fotoğrafı için bina önünde toplanmıştık .Hava rüzgarlı idi ve bayrağımız nerede ise tam açık hale gelecek şekilde dalgalanıyordu, fakat esinti ters yönden olduğu için üzerindeki yazı ve şekiller de ters görünüyordu. O arada Bayrağın iki tasarımcısından biri olan baş kemanimiz Cahit yanıma geldi ve ‘Ne yapacağız şimdi, bizim koma bemol küçük müneccep bemol olarak çıkacak fotoğrafta ‘dedi.Bu endişesine hak vermemek ne mümkün.!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

LOGO’muz 
Haydar(Yalçın) ile birlikte Cahit ,logo tasarımı için çok kafa yormuşlardı. Bir çok müzik topluluğunda, hatta hemen hepsinde topluluk logolarında sol anahtarı kullanmak adeta standard hale gelmişti.Biz ‘’farklı’’ bir topluluk idik,logomuz da ‘’farklı’’ olmalıydı,Türk Müziğine has bir anlam taşımalıydı.Bu düşünceden hareketle önce Sol anahtarı değil ‘’Fa anahtarı’’ uygun görüldü.Sonra dünyada yalnız Türk Müziğinde kullanılan ve diğer arıza işaretlerinden farklı olan ,ve gene sadece bizim müziğimizde olan 1/9 ses aralığını ifade eden ‘’koma bemol’’ seçildi.Tabii bunları yaparken hep şefimiz-hocamız Erol SAYAN ile görüşüyorduk.

Logomuzun tasarımı böylece tamamlandı , konserlerimizde yakamıza takmak için vesikalık fotoğraf boyutunda kartonlara basıldı ve öyle kullanıldı.İyi ama konserlerde ve diğer toplantılarda daha göze hitap edebilecek bir bayrağımız olmalıydı.Fikir güzeldi, fakat bunu nasıl yapacaktık?

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


BAYRAĞIMIZ
45 yıl önce ne bu kadar bilgisayarlı baskı teknikleri vardı, ne de topluluğumuza maddi destek sağlayan birileri. O halde bayrağımızı kendimiz yapacaktık.Bu işi de bendeniz üstendim.

Rektörlükten orta boy bir ODTÜ bayrağı temin edildi.Bayrağı alıp eve götürdüm, uzun bir masanın üzerine serip önce T-cetveli ve gönye kullanarak kurşun kalemle porteyi çizdim.

Sonra rahmetli annemin de yardımı ile Fa anahtarı ,iki nokta ve koma bemol’ü siyah saten kumaştan keserek hazırladık.Kocabeyoğlu pasajındaki masrafçılardan porte çizgileri için bir büyük rulo siyah saten şerit aldık.Gene annemle birlikte dikiş makinesinde önce şeritleri dikerek porteyi,sonra da diğer parçaları sabır ve sevgimizi katarak diktik ve böylece ilk bayrağımız ortaya çıktı. 1968-2002 yılları arasında konserlerde sahnede hep bu bayrak kullanıldı.

Sonra......İşte sonrası pek hoş olmadı.20 nisan 2002 tarihinde ODTÜ de düzenlenen

Erol Sayan gecesinde ilk bayrağımız esrarengiz şekilde yok oldu veya birileri yok etti(!).Israrla çok kişiye sorduğum halde sonuç alamadım.Bir daha da izine rastlanamadı.El yapımı eserler her zaman değerlidir.Bayrağımız da el yapımı idi ve topluluğumuz tarihinde önemli bir değeri vardı.Aklıma geldikçe hâlâ içimde burukluk hissederim..

Ne var ki bayrağımızı ilk şekline tam uyumlu olarak tekrar oluşturduk.Yusuf Ata ARIAK’ın katkılarıyla,eski resimleri de kullanarak özgün ölçülerine tam uyumlu olarak üretilen şimdiki bayraklar ortaya çıktı.

Yukarıda bayrağımızın özgün hali görülüyor.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

SOL-FA-SOL Defterimiz
Bir de ilginç anılarımızı ,sevinçlerimizi,öğrencilik yıllarında yaşanan ve sonra anımsanan olaylarımızı yazdığımız ve adına SOL-FA-SOL dediğimiz defterimiz vardı.Topluluk odasında masada dururdu ve isteyen her üye oraya anılarını yazardı.Zaman zaman hep birlikte okurduk,birlikte geçirdiğimiz güzellikleri tekrar yaşardık....Bu defter de tıpkı bayrağımız gibi tarihin karanlıklarına gömüldü.

Türk Müziği aşığı olan eski yeni tüm üye ve dostlarımızla 45 yıldan beri süre gelen örnek dostluk ve birlikteliğimizin her geçen gün daha da güçlenerek,öz müziğimize daha çok yararlı olarak ve anılarımızı koruyarak devam etmesini diler hepinize sevgi ve selâmlarımı iletirim.

İstanbul, 3 Ekim 2012

Akif Resa ÇELİK

HABERDAR OLUN

isim
e-posta

Map

BilerChildrenLeg og SpilAutobranchen