5. KLASİK TÜRK MÜZİĞİ KAMPI'NA DAİR

Varlığından geçen sene haberdar olduğum bu kampa topluluğumuzu temsilen gidecek olmak beni tarif edemeyeceğim kadar mutlu etti. Bu mutluluğun yanında ağır bir yüktü benim için bu görev. Bu düşünceler içerisinde kampa vardım. İlk gün sadece otele yerleştik ve gelen arkadaşlarla tanıştık. Arap ülkelerindeki karışıklık ve Yunanistan’daki kriz kamptaki öğrenci nüfusunu azaltmıştı. Bu yüzden kamp pek kalabalık değildi ve öğrencilerin çoğu Türktü. Sınıfların kalabalık olmaması derslerin çok verimli geçmesini sağladı.



Ve derslerin başladığı gün(Pazar):

Baki Hocayla tanışmak: Virtüöz kelimesinin anlamını Baki KEMANCI ile tanıştıktan sonra öğrendiğimi düşünüyorum. Kemanın tüm olanaklarını Türk Müziğine o kadar iyi uyguluyor ki Baki Hoca keman çalarken insan kendi çaldığı kemandan soğuyor. Bugün Seyfettin OSMANOĞLU’nun Bayati Peşrevi’ni ve Kanuni Ömer Bey’in Bayati Saz Semaisi’ni geçtik. Ardından hocamızın gösterdiği şekilde Bayati Taksim yapmaya çalıştık daha doğrusu hoca notayı söyledi biz çaldık. Öğlen yemeğe çıktığımızda bizde de diğer sınıflarda da aşırı hayranlık ve parmaklarda acı hissi vardı. Akşam dersten çıktığımızda da tamamen tükenmiştik(yaklaşık 9 saat ders gördük keman sınıfı olarak Baki Hocamız son iki gün İstanbul’da olmadığı için sıkıştırılmış bir program izliyordu). Doğal olarak bu akşam yatışla geçti. 
Keman grubunda sınıf arkadaşım olan Alfred GAMİL’i anlatmadan geçmem pek mümkün değil. Adam başlı başına bir çılgın mevcut besteleri değiştirip kendince farklı şeyler yapmaya çalışıyor. Asıl sazı ud olmasına rağmen keman sazına da gayet hakim. Mısır’da bir konservatuarda Nazariyat hocasıymış. Arap müziğine dair gözlemlerde bulunma şansına sahip oldum sayesinde. 

İkinci gün(Pazartesi): Haydar TATLIYAY’ın bestelemiş olduğu Nihavend Sigan’a baktık bugün. Baki Hoca çaldıktan sonra doğal olarak çalma isteğimiz kaçtı. Çılgın Alfred notayı bizim sistemimize göre okuyamamakta, fakat kulaktan duyduklarını bizden güzel çalmakta. Enteresan adam vesselam. Öğlen yemeğinde Göksel Hocayla tanışma fırsatı buldum. Göksel Hoca şiir gibi konuşuyor. O konuşmaya başlayınca yanından kalkmak mümkün değil. Göksel Baktagir’i tanıdıktan sonra; sayısı 500’e yaklaşan ve her biri bir diğerinden güzel o kadar besteyi başka bir insanın yapmasını beklemek hata olur. Öğleden sonra yine çalışmaya devam ettik. Akşam yemeğinden sonra bir odada toplanıp arkadaşlarla gündüz öğrendiğimiz şeylere baktık ardından da bir yandan sohbet ederken bir yandan da herkesin bildiği(nam-ı diğer piyasa) şarkılardan çaldık. Bunlar da dersler kadar faydalı aktiviteler bence.

Üçüncü gün(Salı): Bugün Tanburi Cemil Bey’in Nikriz Longasına ve Ömer ALTUĞ’un Nihavend Saz Semaisi’ne baktık. Çarşamba günü Radyo Alaturka’dan gelecekler ve her grup bir eser çalacak biz de bu eserlerden birini çalacağız. Öğlen arası Göksel Hoca’nın yeni çıkan nota kitabı geldi hemen aldım ve imzalattım, hatta imzalarken fotoğraf çektirdim. Her fırsatta Göksel Hoca’nın sohbetini dinlemeye gidiyorum. O konuştuğu zaman dinlemekten başka çareniz kalmıyor. Bir insan en fazla bu kadar akıcı konuşabilir. Topluluktan beklediğim Tişörtler, Nevniyaz albümleri ve flama da kargoyla geldi bugün. Hemen Baki Hoca’ya bir tişört ve albüm hediye ettim. Ardından da Baki KEMANCI KTMT tişörtüyle kamera karşısına geçti. Kamera karşısında atışma taklidi bile yaptık. Ders arasında diğer hocalara da albümümüzü verdim. Tüm hocalar cesaretimizden dolayı tebrik ettiler bizi. Bugün baktığımız bir diğer eser de Gönlümün Gülü adlı Baki KEMANCI bestesiydi. Hoca ayaküstü nota yazdı ve geçtik eseri gerçekten çok romantik bir eser. Akşam hocalarımızla beraber bir salonda toplandık ve Göksel BAKTAGİR, Yurdal TOKCAN ve Baki KEMANCI bizler için ufak bir dinleti yaptılar. Ses sistemi yoktu her şey çalındığı gibi kulağımızdaydı, eserler tamamen anlık karar verilerek icra ediliyordu ve hocalar mimikleriyle yaptığımız yorumlara tepki veriyordu. Her şey o kadar spontaneydi ki Göksel Baktagir’in “Hatıra Defteri” adlı eseri çalındı ve bu eseri Yurdal Hoca ezbere bilmiyordu. Buna rağmen bunu bize belli etmedi. Dinletide en çok etkilendiğim şey buydu. 

Dördüncü Gün(Çarşamba): Bugün yoğunlaştırılmış ders programımızın son günü. Öğlen Radyo Alaturka’dan kayıt almaya gelecekler. Tanburi Cemil Bey’in Nikriz Longasını çalacağız. Sabah ona baktık tekrar. Bugün geçtiğimiz diğer eser de Nuri Halil POYRAZ’ın Hicazkâr Saz Eseri. Derslerdeki en keyifli icramızdı bence. Bir de Baki Hoca arada taksim yaptı ki tadından yenmez bir şeye döndü. Öğlen yemeğinden sonra kaydın alınacağı odaya geçtik. Her grup bir eser çaldıktan sonra toplu bir şey istendi ve doğal olarak herkesin bildiği bir eser olan “Üsküdar’a gider iken”i çalmaya karar verdik. Bunu çalarken beni en çok etkileyen şey Göksel, Yurdal ve Baki Hoca salonun en uzak köşelerinde olmalarına rağmen mükemmel bir şekilde göz temasıyla anlaşarak herkesin aynı anda başlayıp aynı anda bitirmesini sağladılar. Profesyonelliğin en üst sınırı bu olsa gerek. Kayıt alındıktan sonra Baki Hocayla sertifikalı fotoğraflarımızı çektirdik ve hocamızı yolladık. Dersler bizim için bitmişti. Akşam yemeğinden sonra yine bir odada toplandık. Tanburi Cemil Beyle başlayan akşamımız maalesef Demet Akalınla bitmişti.(Pop repertuarımın bu kadar geniş olduğunun farkında değildim aslına bakarsanız)

Beşinci Gün(Perşembe): Bugün dersimiz yoktu. Göksel Hoca’dan izin isteyerek sabah kanun grubunun dersine katıldım. Kanun dersi de çok eğlenceli geçti. Birkaç derse daha devam etseydim kanuna başlayabilirdim. Göksel Hocaya dün verdiğim “L” tişört dar gelince mevcut olan “XL” tişörtü kendisine verdim. Göksel Hocanın XL giymesi beni oldukça şaşırttı diyebilirim. Öğlen tüm hocalarımıza topluluğumuzun tişörtlerinden verdim ve beraber fotoğraf çektirdik. Akşam Taksim’e çıktık kamp ekibiyle. Otobüsten iner inmez “Hi my name is Alfred” diyen çılgın kemancı Alfred sayesinde eğlendiysek de oturduğumuz yerde akordu bozuk gitar ve gitardan farklı tonda şarkı söyleyerek müzik yaptığını sanan genç gecenin bir hayli sıkıcı geçmesini sağladı. Yarın derslerin son günü.

Altıncı Gün(Cuma): Sabah dersi olmayan keman öğrencileri olarak kendi kendimize çalıştık biraz. Öğleden sonra sertifika töreni vardı. Sertifikalarımızı Yurdal TOKCAN ve Göksel BAKTAGİR verdi. Böylesine önemli iki isimden sertifika almak unutulmayacak bir onurdu benim için. Aynı günün akşamı bir odada toplandık ve gece 4’e kadar müzik yaptık. Bu sefer gayet güzel şeyler çaldık. (Demet Akalın’a falan hiç bulaşmadan)

Genel Değerlendirme: Her yönüyle mükemmel bir kamp dönemi geçirdiğimi düşünmekteyim. Keman konusunda çok önemli şeyler öğrendim. Hocalarla sohbet ederken müzik adına ve hayat adına çok önemli kazanımlar elde ettim ve gerçekten çok iyi dostlar edindim. Hocalarımızın da otelde kaldığı bir kamp bizim açımızdan çok daha faydalı olabilirdi fakat bu hocalar için son derece zor olurdu sanırım. Bu şekilde de gayet güzeldi ama yetmedi. Otel yönetiminin saçma uygulamalarına rağmen otelde kamp ekibi dışında kimsenin olmaması oteli kamp için bulunmaz bir yer haline getirdi. Orada topluluğumuzun temsilcisi olarak bulunmak benim için çok büyük gururdu. Son olarak şunu söylemeliyim ki bir enstrümanla ilgilenen herkes böyle bir kamp tecrübesini yaşamalı. 

Yazıda bahsetme fırsatı bulamadığım fakat beni çok etkileyen birkaç detaya daha yer vermek istiyorum:

-Hocalarımızın hepsi sazlarında çok iyi oldukları gibi aşırı mütevazilerdi. Sanırım onları virtüöz yapan şeylerden biri de bu mütevazilik.

-Göksel Hoca küçüklükten beri kendi kendine kayıtlar yapıyormuş. Komşudan ödünç aldığı teyp yardımıyla bir kasetin üstüne üç beş kayıt yaparak(önce çalıp, sonra ritim vurup sonra söyleyip) ilkel bir kanal kaydı yapıyormuş. O heyecanını hala hiç yitirmediği yaptığı büyük işlerden belli.

-Göksel BAKTAGİR’in ikinci nota kitabı ve yeni albümü çok yakında piyasalarda. Heyecanla beklemekteyiz.

- Baki KEMANCI’nın dedesi de babası da kemancıymış. Oğlu da kemancı hatta. Torunlarımız da Kemancı ailesini dinleme şansını bulacak zannedersem.

-Keman derslerinden birinde Baki Hoca tam dokuz buçuk dakikalık bir Hicaz Taksim yaptı ki o taksim yüzünden bir süre yerimizden kıpırdayamadık. Bu kadar yoğun birikim ve duygu bir araya gelince ortaya mükemmel şeyler çıkıyor.

-Araplar Tanburi Cemil Bey’i çok iyi tanıyorlar.

-Tüm bunlar dışında yazıyla anlatamadığım şeyler var onları da ilk fırsatta anlatmak isterim.

Yazımı bitirirken yazımı okuyan herkese Göksel Hoca’dan Hatıra Defteri adlı Kürdilihicazkâr Saz Semaisi’ni armağan ediyorum.

http://fizy.com/#s/1mwu60

Eren AYDIN
EE 2. Sınıf öğrencisi
Öğrenci Yönetim Kurulu Üyesi

HABERDAR OLUN

isim
e-posta

Map

BilerChildrenLeg og SpilAutobranchen